İrlandalı şarkıcı ve aktivist Sinead O’Connor’u yakından tanıyalım

Nil Göksu Urgancıoğlu
Katolik kilisesi, İrlanda anayasası, Grammy Ödülleri, Amerikan milli marşı… O hepsine savaş açmıştı… İslam’ı seçen ve tabuları yıkan O’Connor’u gelin daha yakından tanıyalım.

Ancak avaş açtığı kurumlar o kadar büyüktü ki, ağır bedeller ödedi. Kariyerini bir rafa kaldırmak zorunda kaldı. İrlandalı şarkıcı ve söz yazarı Sinead O’Connor, sanat dünyasının belki de en sıradışı isimlerinden biriydi. 1987’den 1993’e kadar lunapark trenlerini andıran bir kariyeri ve hayatı oldu. Çok hızlı yükseldi ve aynı hızla düştü.

O’Connor’ın ilk albümü The Lion and the Cobra 1987’de çıktı ve ABD ve İngiltere’de ilk 40’a girdi. Ancak en büyük çıkışı, 1990’da çıkardığı dünya sıralamalarında birinci olan Nothing Compares 2 U şarkısıyla yaptı.

Sanatı kadar hayata karşı duruşu ve politik görüşleri de gündem oldu.
Kazıtılmış saçları ve sıradışı moda anlayışıyla popüler kültürde öne çıkan kadınlık ve cinsellik kavramlarına doğrudan meydan okuyan O’Connor, 1990’ların başında müzikteki kadın imajını değiştirdi. Açık sözlülüğüyle tanınan şarkıcının din, cinsellik, feminizm ve İrlanda savaşı hakkındaki görüşleri müziği kadar öne çıktı.

PAPA’NIN FOTOĞRAFINI YIRTTI

Onu gazete manşetlerine taşıyansa, müzikteki başarısı kadar, cesur eylemleri oldu. Davet edildiği Amerikan NBC kanalında yayımlanan televizyon programı Saturday Night Live’da Papa 2. John Paul’ün resmini yırttı. O’Connor, canlı yayında Bob Marley’in War şarkısını seslendirdikten sonra, Katolik Kilisesini protesto için kameraya bakıp, “gerçek düşmanla savaşın” demişti. O’Connor bu nedenle NBC ekranlarından ömür boyu yasaklanmış ve ABD’de aleyhinde gösteriler yapılmıştı. New York’taki Times Meydanı’ndaki bir eylemde albümleri tahrip edilmişti. O’Connor 2021’de New York Times gazetesine yaptığı açıklamada “Yaptığımdan üzgün değilim. Harikaydı” demişti.

GRAMMY ÖDÜLLERİNİ BOYKOT ETTİ

Doğum kontrolünün hoş karşılanmadığı ve kürtajın yasa dışı olduğu, bölünmüş, şiddet içeren ve dini açıdan baskı altındaki Kuzey İrlanda’da büyüyen pek çok genç için bir idoldü. Katolik kilisesinin “kötü” olduğunu ilan eden Sinead, geniş kitleler tarafından çoktan kahraman ilan edilmişti bile.

Hedefinde sadece kilise yoktu. Müzik endüstrisinin “yanlış ve yıkıcı materyalist değerlerini” protesto ederek Grammy’leri boykot etti.

Sinead’ın ‘’yerleşik düzen’’i hedef almasının ardından kariyeri baskılar ve eleştiriler yüzünden büyük darbe yedi. Bunun üzerine yaşadığı psikolojik sorunlar da eklendi.

2017’de kendisine bipolar bozukluk teşhisi konulduğunu söyledi, akıl hastalığı hakkında açık yüreklilikle konuştu.

MÜSLÜMAN OLDUKTAN SONRA ŞÜHEDA ADINI ALDI

Birçok kez din değiştirdi ve 2018 yılında Müslüman olduktan sonra Şüheda Sadakat adını aldı. Geçen yıl yaşadığı trajediyse sanatçı için dönüm noktası oldu. 17 yaşındaki oğlu Shane intihar etti.

Oğlunun ölümünün ardından sosyal medyada duygularını ifade eden şarkıcı oğlunun “dünyadaki mücadelesini sonlandırmaya karar verdiğini” söylemiş ve “hiç kimsenin bu örneği takip etmemesini” dilemişti.

Oğlunun yokluğuna ancak 18 ay dayanabildi, ve 56 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ölüm nedeni henüz açıklanmadı. Sevenleri onu şu sözleriyle hatırlayacak: “Beni gömmeye çalıştılar. Benim bir tohum olduğumu anlamadılar.”

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir